Kaymakam Ahmet Narinoğlu Hakkında…

Deneme

Hüsnü KARCI

 

 

Hemşehrimiz Ahmet Narinoğlu’nun Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı aday adaylığı sırasında kendisini tanıtmak amacı ile yazılan yazı.

Başarılı bir bürokrat

Kaymakam Ahmet NARİNOĞLU Hakkında…

İnsan varlığını, geçmişten günümüze değin tarihsel ve sosyolojik anlamda tahlil edersek,  yaşamsal düzenin süreçler çerçevesinde ‘yöneten’ ve ‘yönetilenler’ olmak üzere iki ayrı kategoriyle sınıflandırıldığını  görürüz.

Yönetilmek, her zaman kolaycılıktır…Yönetilenler pek  risk almazlar. Hesap vermezler ama,  hesap sorarlar… ‘Rey’ iradesinin dışında  pekte  katkı sağlamazlar (vergi vermenin dışında).  Haksız da değiller hani…Öyle ya;  yönetmeye talip olanlara iradeyi vermek büyük bir  lütuftur! Gayrisini  onlar düşünsün….Yönetilenlerin en büyük sermayelerinden biri ise eleştirmek… Varsın eleştirsinler…Eleştirmek en tabi haklarıdır toplumların. Ancaak…O yüce koltuğa oturunca devleti ve ülkeyi yönetmenin hiçte  öyle kolay olmadığını anlamaları da gerek. Dilin kemiği yok. İsteyen istediğini söylesin… Hürdürler. Hür yaşamak ister milletler…

Yine insanlık tarihine bir göz attığımızda ‘yöneten’ kesimlerin  akıllı, bilgili, becerikli, ahlaklı, doğru siyaset yapan, temsil kabiliyeti yüksek olan,  hissiyatı kuvvetli (algılayan;- algıladığını doğru biçimde  uygulayan)  liderlerin egemen olduğu toplumların yaşam kalitelerinin yüksek,  mutlu ve refah içerisinde yaşadıklarını görürüz.

Yaşam kaliteleri düşük;  acı çeken toplumların kaderleri ise; beceriksiz, kötü, maksatlı, ego düşkünü, hissiyatsız yöneticilere sahip olmalarından kaynaklanmaktadır.

Gerçi; “siz nasılsanız öyle yönetilirsiniz” deyimini hep duyarız. Toplumlar, kaderlerini kendi iradeleriyle  tayin ederler… Azgınlık, sapkınlık toplumu kemiren bir hastalık  haline gelmişse, ‘geriye yapacak pekte bir şey kalmadı’ demektir. Taaki uçuruma varana dek…

Yönetilenler; yönetenlerin bulunduğu konum ve şartlar her ne olursa olsun ‘iyi yönetilmek, acı çekmemek, mutlu ve refah içerisinde bir hayat sürdürmek’  gibi isteklerini tabii bir hak olduğu kanısını güderler. Doğrudur da…

Yönetenler ise, elinde bulundurduğu güç ve halktan  aldığı  yetki  çerçevesinde elinden geldiği, gücünün  yettiğince toplumların her türlü ihtiyaçlarının karşılanması hususunda gayret gösterme mecburiyetini hissederler…

Gerek Türk Tarihi, gerekse Türkiye Tarihi’ne bir göz attığımızda üstün vasıflı yöneticilerin işbaşında olduğu zamanlarda Türkler uzun soluklu  ‘asr-ı saadet’ dönemlerini yaşamışlardır. İyi yönetilmediği dönemlerde ise siyasi, ekonomik, sosyal  ve kültürel çalkantılara maruz kalarak, ‘mutsuz dönemler’ yaşadıkları da bir vakadır!

Asr-ı saadet dönemlerini bir tarafa bırakırsak, Cumhuriyet dönemine sancılı geçişlerinde, Atatürk  ‘Rol Model’ olarak başarılı bir asker ve Devlet Adamlığı vasfıyla bir milletin  çağın gerekleri ve şartlarını da göz önüne aldığımızda, Türk Toplumu’nun değişim ve dönüşümünde rol oynamış önemli bir şahsiyettir.  Gerek eğitim alanlarında, gerekse siyasi, iktisadi, kültürel ve sosyal alanlarda bir takım devrimler yaparak, yeni bir ulus imajı ile dünya sahnesinde yerini almıştır.

Türkler, asırlar boyunca  yöneticilerine karşı  hep saygılı olmuş, onları yüceltmiş, hak ettikleri değerleri fazlasıyla vermesini bilmiş asil bir millettir.

Değerlerini örselemeyen ; üstelik, geliştirerek daha ilerilere taşıyan  yönetenlerini ziyadesiyle taltif etmesini de bilmiştir..

Ne mutlu Türk Milleti’ne ki şanlı geçmişinde  akıllı, bilgili, irade sahibi yöneticiler sayesinde bu günlere gelebilmiş; insanlık adına ilim, bilim, kültür–sanat ve sosyal birikimleriyle dünya milletlerine önemli katkılar sağlamıştır.

Evet. Yönetmek; liderlik işidir. “Lider olunmaz, lider doğulur” sözcüğünü bir çoğumuz biliriz…

Liderlik: bir özelliktir…  Akıllı ve donanımlı olmayı, cesaretli olmayı  gerektirir.

Liderlik aynı zamanda: yalnızlıktır da!.. Mutlu gibi görünen mutsuzluktur! Üzerinde toplumların dayanılmaz ağırlıklarını taşırlar! Gerçek anlamda seveni az, düşmanı çok olandır. Maalesef bu da onların kaçınılmaz  kaderleridir.

Evet. Kaymakam  Narinoğlu’nu anlatmak isterken böyle bir tanımlama yapmayı kendimce uygun gördüm.

Sayın Narinoğlu’nu  Adana Vali Yardımcısı iken, İstanbul- Kağıthane  Kaymakamlığı’na tayin olduğunda bir iftar yemeğinde tanıma fırsatını buldum. İyi ki  tanımışım. Tanışmaktan şeref duydum.

Kahraman Maraş’ın Andırın İlçesi’ne bağlı Bunduk Köyü’nden kalkarak,  zorlu/türlü ekonomik sıkıntıları aşarak, Mülkiyeli olabilme, Kaymakam olabilme iradesini göstermiş, gerçek bir Anadolu evladıdır.

Geçmişini asla unutmayan, geleceğe ‘aydınlık’ bakabilen; olaylara, sorunlara, açmazlara, çıkmazlara  halkın gözüyle tersten bakarak doğru teşhis koyarak  analiz edebilen; kibirsiz, engin yürekli, hoşgörü sahibi, ülkesi için bir o kadar da evini, ailesini ihmal edecek kadar vatan-millet sevdalısı, mesailerini  bu uğurda harcayan  çalışkan bir ‘Devlet Adamı’dır diyebilirim.

Narinoğlu sadece devlet işleriyle değil, edindiği tecrübeler ışığında pratik yönüyle de sorunlara, olaylara ve insanlara makro yaklaşabilen, çözüm üretebilen, kıskançlık ve kompleks duymayarak  kalender bir  kişilik sergileyendir.

Narinoğlu’nu  tanımak için hem Devlet Adamlığı hem de Halk Adamlığı kimliği ile tanımakta fayda görüyorum. Kendisini yakinen tanıyanların da aynı kanaati taşıdığından eminim.. Başarılarındaki asıl sırları bunlar olsa gerek.

Devlet Adamlığı kimliğine baktığımızda görev yaptığı Anadolu’nun bir çok yöresinde üstün hizmetlerini, görebiliriz…. Projeler ürettiğini, ürettiği  bir çok projeleri hayata geçirdiğini ve de tüm toplum kesiminin görüşlerini alarak ortak akılla çözümsüz gibi görünen sorunların üstesinden geldiğini bilir-duyarız.

Devlet Adamlığı titrini abartısız  uygulamayı, devletin gücünü yerinde- doğru- adil bir biçimde kullanmayı prensip edinmiş. Söz konusu özelliklerinden dolayıda  hep takdir toplamıştır. Çalışmayı bir ibadet bilinciyle, mesai kavramını bile  unutmuş haliyle, mütevazi kişiliğini de hesaba katarsak kendisine  bir ‘serden geçti’ sıfatını da ekleyebiliriz.

Sivil tarafını ele alırsak;  ülkemizin  her türlü kalkınmasına yönelik  yardımcı gücün  ‘Sivil Hareketler’ olduğuna tecrübeleriyle  inanmış; inandığı gibi  katkılar sağlamış, katkılar sağlamaya da devam etmekte olan aydınlık bir irade de diyebiliriz.

Narinoğlu, İstanbul’da Kaymakam olarak göreve başladığında  sivil hareket anlamında ilk yaptığı işlerden biri, İstanbul’da yaşayan tüm Andırın’lıları bir araya getirerek, senelerdir çantada gezdirilen ‘Andırın ve Köyleri Kalkındırma Derneği’ni belli bir adrese taşıyarak, aktif hale getirmek olmuştur. Derneğin Fahri Başkanlığını üstlenerek, tüm Andırınlıların tanışmasına, kaynaşmasına, birlik olmasına vesile olmuştur. Bu vesileyle bir çok hemşerilerinin de duasını almıştır.

Ötesinde; Andırın Gelişim Platformu’nu kurarak üst bir sivil oluşumu gerçekleştirmiş ve kısa zamanlara önemli çalışmaları sığdırmıştır.

İki yıllık mazisi bulunan Platform, Andırınlı başarılı öğrencilere 2 yıldır İstanbul gezi programı tertipleyerek ufuklarının açılmasına sağlamış, çeşitli edebiyat ve resim dallarında yarışmalar tertip etmiştir. her yıl çok çeşitli konuların ele alındığı Andırın ve Çukurova temalı ilim-bilim; çevre- orman-tarım; bilişim; kültür-sanat  dallarında  uzman şahsiyetleri davet ederek, sorunlar ve çözüm önerilerinin masaya yatırıldığı sempozyumlar gerçekleştirmiştir.

Yine Andırın’ın sorunları ve çözüm önerilerine yönelik Yöre Milletvekilleri, bürokratlar ve halktan insanlarla bir araya gelerek ‘ortak çözüm arayışlı’ sunum gerçekleştirmiştir. Ayrıca iki yıldır da Andırın’da doğa ve  çevre buluşmasını tertip ederek, Andırın’ı ‘marka’ yapmaya yönelik çalışmalar gerçekleştirmiştir.

‘Tirşik’ adlı  bölgesel kültür  dergisini yayın hayatına geçirerek, bir boşluğu doldurmadaki başarısı da yadsınamaz.

Narinoğlu’nun geçmiş ve şimdiki  dönemlerdeki referanslarına baktığımızda, gazete ve dergiciliğinin de ayrı bir yeri olduğunu görürüz. Halka ve olaylara doğru bakmaya-teşhis koymaya- çözüm üretmeye  önemli katkılar sağlamıştır.    Gazetecilik kimliğinin,

Devlet-Halk kaynaşmasının tesisinde önemli roller oynadığı aşikârdır.,.’Top Yekun Kalkınma’ adına ‘Ortak akılla’ çözümler üretmenin yolunu açmıştır hemşerilerine.

 

Değerli Kaymakamımızı bilimsel yönüyle de tanımanızı isterim. Yayınlanmış makalelerinin dışında, Yerel Yönetimlerle alakalı önemli bir kitap çalışması da vardır. Ayrıca yurt dışı eğitim ve çalışmalarından da söz edebiliriz.

Narinoğlu’nu anlatmak birkaç sayfaya sığmaz elbet.. açılımlarına tanık olursak eğer, birçok yönünü ve başarılarını tanıma fırsatını erişmiş olacağız. Önümüzdeki yerel seçimlerde Adana Büyükşehir Aday Adaylığına talip olan Kaymakamımız, “hazırlıklı olduğunun” mesajını kamoyu ile paylaşmaktadır. İyi bir zaman, iyi bir fırsat. Dürüstlüğü ve çalışkanlığı ile göz doldurabilen Narinoğlu Adana için bir şanstır diyebilirim. Bu şansı Adana’daki uzun soluklu hizmetlerinden dolayı benden daha iyi tanıyan değerli Adanalıların vereceğine yürekten inanıyorum.

Hani, “arife tarif gerekmez” derler ya. Değerli Kaymakamımızı benim tarif etmem devede kulak kalır…Hizmet alan vatandaşlar Narin insanı benden daha iyi tanırlar…

Başka söze ne hacet. Ainesi iştir kişinin, lafa bakılmaz”.

Nitelikli Devlet Adamları’nın yetişmesi kolay değil elbet. Kadir- kıymet bilinmesi gerekir.

İyi yöneticiler alkışlanmalı, güzel işleriyle  taltif edilmelidirler. Malum; “marifet iltifata tabidir” derler…